Ceza mahkemelerinden verilen kararlara karşı kanun yolu olarak istinaf başvurusu düzenlenmiştir. Bu yazımızda uyuşturucu ticareti suçu ile ilgili hazırladığımız Ceza istinaf dilekçesi örneğini sizlerle paylaşıyoruz. 

 

 

 

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ

BAŞKANLIĞI’NA GÖNDERİLMEK ÜZERE

ANKARA .. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’ NE

 

DOSYA NO : 2016/…

SANIK : …….

VEKİLİ : Av. Okan DEMİR

                    …………..

KONU: Yerel Mahkemenin sanık …. hakkındaki mahkumiyet kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi, davanın yeniden görülmesi mümkün değil ise hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi istemidir.

AÇIKLAMALAR :

1-            OLAYIN KISA ÖZETİ:

Öncelikle her ne kadar müvekkil hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğinden bahisle hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş olsa da müvekkilin dosyada atılı suçun kanuni tanımında yer alan fiillerden herhangi birini gerçekleştirdiğine dair dosyada aleyhine somut delil bulunmamaktadır.

Soruşturmanın başlamasına ve iş bu davanın açılmasına neden olan tek şey kolluk tarafından olay günü alınan istihbari bilgidir. Bu istihbari bilgi nedir, içeriği nedir, müvekkile yönelik bir bilgi midir, herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Olay adresi olan Aktaş Mahallesi uyuşturucu madde ticaretinin sıradanlaştığı, Ankara’daki bağımlıların ve satıcıların bulunduğu herkesçe bilinen bir yerdir. Bu bölgeye, kolluk sürekli gelmekte ve önleme araması yapmaktadır. Dosyada fiziki takip ,teknik takip de yapılmadığından kolluğun bu bilgiye istihbari değil de rutin önleme araması neticesinde ulaşmış olduğu ortadadır.

Sanık …., kolluktaki ifadesinden, son beyanına kadar yargılamanın tüm aşamalarında tutarlı ifade vermiş ve uyuşturucu madde ticareti yapmadığını, ele geçen maddeyle bir ilgisinin bulunmadığını izah etmiştir. Müvekkilin yakalandığı muhit, çocukluğunun geçtiği mahalledir, bu mahalleye sürekli gidip gelmektedir.

Polis tutanaklarında geçtiği gibi, onlardan kaçmamış, içinde uyuştucu madde olan poşeti atmamıştır. Olay anında yakalandığı evin sahibi olan … ve Eşi … müvekkilimizin tanıklarıdır. (Tanık bilgileri dilekçenin deliller kısmında belirtilmiştir). Yapılacak duruşma için ilgili tanıkların da çağrılmasını talep etmekteyiz.

2-            YAKALAMA HUKUKA AYKIRIDIR

 Müvekkilim hakkında yapılan yakalama hukuka aykırıdır. Herhangi bir yakalama emri ve makul şüphe olmamasına rağmen müvekkilim yakalanmıştır. Bu durum açıkça kolluğun herhangi bir yakalama ve arama izni olmaksızın insanları izlediği hususunu göstermektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı makul bir suç şüphesi olmadan kolluk tarafından yapılan yakalama hukuka aykırıdır.

3-            ARAMA HUKUKA AYKIRI OLARAK YAPILMIŞTIR

    Polis memurları tarafından, müvekkilin yakalandığı konutta yapılan arama hukuka aykırıdır. Müvekkil sanığın aramada ele geçirilen uyuşturucu maddelerle herhangi bir ilgisi olmadığını tekrarlamakla birlikte; söz konusu arama da zaten hukuka aykırı olarak yapılmıştır. Şöyle ki;

    Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 119/4. Maddesinde;   “Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.” denilmiştir. Söz konusu maddeden de açıkça anlaşılacağı üzere Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyeti veya komşulardan iki kişi bulundurulmalıdır. Aksi halde yapılan arama hukuka aykırı olur ve hukuka aykırı arama ile elde edilen delillerin Türk Ceza Yargılaması Hukuku sisteminde dikkate alınmayacağı ve delil olarak kullanılmayacağı da aşikârdır.

Olayımızda memurlar müvekkilin bulunduğu konutun eklentisi olan avluda Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın arama yapmış, ne ihtiyar heyetinden ne de komşulardan en az iki kişi bulundurulmuştur. Tutanak ve raporlarda orada bulunanlara bu şahsı tanır mısınız diye sorulmuş, ancak tanıyanın olmadığı şeklinde bir beyan geçilmiştir, bu şahısların kim olduğu ile ilgili dosyada bilgi mevcut değildir, burdan da anlaşılacağı üzere kolluk soyut ifadelerle  yukarıda bahsi geçen kanun maddesine aykırı şekilde arama yapmıştır,dolayısıyla arama ve elkoyma hukuka aykırı delil vasfındadır.

Yakalamadan sonra yapılan üst araması da hukuka aykırıdır. Nitekim müvekkilimin üzerinden tek banknot olarak 50 TL para çıkmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki müvekkilimin uyuşturucu madde satttığı iddiası tutanaklarda belirtilmiştir ancak müvekkilin üzerinde bulunamayan ve bahsi geçen uyuşturucu ve uyarıcı madde satışı iddiasında önemli olan “para” hususunun somut olarak bulunmadığı yakalama ve üst arama tutanaklarından açıkça anlaşılmaktadır. Müvekkilimin üzerinden çıkan para herkesin günlük olarak üzerinde taşıyabileceği miktarda makul bir paradır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ile uğraşan bir kişini üzerinen sadece 50 TL çıkması suçun oluşmadığı yönünde kanaatin oluşmaması için herhangi bir neden yoktur. Tüm bu sebeplerden dolayı yapılan üst araması ve kollukça düzenlenen yakalama ve üst arama tutanağı hukuka aykırıdır.

 Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir. Müvekkilim hakkında davaya dayanak olarak gösterilen deliller hukuka aykırı bir şekilde toplanmıştır. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller hükme esas teşkil edemez.

4-            SUÇUN İŞTİRAK HALİNDE İŞLENDİĞİ HUSUSUNU KABUL ETMİYORUZ

Yerel mahkeme gerekçeli kararında suçun diğer sanık …. ile birlikte işlediğine kanaat getirmiştir. Bu hususun gerçeklikle alakası yoktur. Öncelikle belirtmek gerekir ki Müvekkil ile ….. arasında husumet vardır. Dolayısıyla yaşanan olay sebebiyle müvekkil ile ….. biraraya gelmesi düşünülemez. Müvekkilin bu şahısla hiç bir zaman görüşmemiş, birlikteliği olmamıştır.Ayrıca ,…… iştirak ilişkisinin mümkün olamayacağı konusundaki tanığımızdır, bilgilerini deliller kısmında bildiriyoruz.

Ayrıca mahkeme sırf ele geçen torbalardaki maddenin Kokain miktarını ölçerek suçun iştirak halinde işlendiğine kanaat getirmesi gerçekten ilginçtir. Böyle absürt gerekçe ile iştirak ilişkisinin olduğu savını reddediyoruz.

5-            MÜVEKKİLİN SUÇU İŞLEDİĞİNİ GÖSTERİR SOMUT DELİL BULUNMAMAKTADIR

              Müvekkilin atılı suçun kanuni tanımında yer alan fiillerden herhangi birini gerçekleştirmediği dosya kapsamı ile ortadadır. Olay öncesinde de herhangi kimseye uyuşturucu madde satışı yaptığını veya temin ettiğini gösterir hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Müvekkilin olay öncesinde atılı suçu işlediğine yönelik fiziki takip, teknik takip gibi somut unsurların bulunmadığı hususu da dosya kapsamı itibari ile açıktır. Sanığın uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devretme veya tedarik etme amacı içerisinde bulunup bulunmadığının tespiti yapılmamıştır. Mahkemenin gerekçesi soyut ve niyet okumaktan ibarettir.

Ayrıca yine  olay yeri tutanağının incelenmesinde de satışa ilişkin herhangi bir görgüye dayalı bilgiden bahsedilmediği satışa ilişkin görgü tanıkları bulunmadığı ve bu yönde herhangi bir delilin de bulunmadığı, dosyada müvekkilin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin yeterli delil elde edilemediği, ceza yargılamasında asıl olanın maddi hakikatin tüm çıplaklığı ile ortaya çıkarılması olduğu, savunmanın aksinin kati delillerle ispatlanamadığı, sanık hakkında şüphe oluştuğu ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilmeden hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.

6-            SAVUNMA OLARAK SORUYORUZ

  • Müvekkilin uyuşturucu madde sattığına ilişkin görüntü kaydı var mıdır?
  • Polisleri görür görmez kaçtığına dair, görüntü, kayıt, görgü tanığı var mıdır?
  • Müvekkilin yakalandığı evin avlusunda bulunduğu iddia edilen uyuşturucu maddeyi oraya attığına dair delil mevcut mudur?
  • Ele geçirilen uyuşturucu maddelerin müvekkile ait olduğunu gösterir parmak izi raporu mevcut mudur?
  • Müvekkilin yakalandığı evin sahipleri tanık olarak dinlenmişler midir?
  • Diğer sanık …. ile birlikte satış yaptıklarına dair istihbari bilgi, müşteki ifadesi, tanık ifadesi, görüntü kaydı var mıdır?
  • Teknik takip, iletişimin tespiti, gizli soruşturmacıya dayanarak elde edilmiş deliller var mıdır?

Yüksek mahkemenizce değerlendirildiğinde, görüleceği üzere sorulan bu soruların hepsi cevapsız kalmaktadır. Ceza Muhakemesi açısından yukarıda yapılan açıklamalar bağlamında; maddi deliller değerlendirilirken aşağıdaki hususların yargılamayı yapan yerel mahkemece göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

  • Hazırlık soruşturmasında elde edilen deliller ‘’hazır’’ delil olmayıp, duruşma açısından her zaman şüphe sebebidir.
  • Delil, yargılama sürecini kapsayan son soruşturma sırasında elde edilecek ve tartışma sonucu kabul edilebilecek nitelikte sayılması durumunda, kanıt değeri taşıyabilecek bir terimdir.
  • Deliller değerlendirilirken akla,mantığa, hukuka uygun olarak yorumlanmalı ve değerlendirilmelidir.
  • Delil, temsil ettiği olgularla birlikte değelendirilmelidir.
  • Varsayımlara dayanarak yorum yapılması ‘’ Ceza Muhakemesi Hukuku’’ nun ana ilkelerine aykırıdır.
  • Kuşkunun giderilmediği durumlarda ceza mahkumiyetine gidilemez.
  • Kanıtlardan yola çıkılıp, faile ulaşıldığında, kanıtların kişilerin cezalandırılmasına yeterli,maddi,kesin ve inandırıcı, kuşkudan arınmış olması gerekir.

 

7-            ÖRNEK YARGITAY KARARLARI

Ceza Genel Kurulu         2011/10-159 E.  ,  2011/202 K.

Amacı, maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latince,“in dubio pro reo” olarak ifade edilen “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanacağı gibi, dava koşulları bakımından da geçerlidir.

Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılıp diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmada varsayıma dayalı olarak hüküm kurmak anlamına gelir ki, bu durum da yukarıda belirtilen ilkeye açık bir aykırılık oluşturur. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Uygulamada adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.

Vicdani kanıt sisteminin geçerli bulunduğu ceza yargılaması hukukumuzda hâkimin hükmünü dayandırdığı delillerin gerçekçi, akılcı, olayı tüm ayrıntısı ile yansıtıcı, kanıtlamaya yararlı ve hukuka uygun olarak elde edilmiş olması gerekir. Sanık aleyhine vicdani kanı, yargılama konusu olayla ilgili olmayan bilgilerden oluşmamalı, sanığın önceki sabıkasını da hükme dayanak yapılmamalıdır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2015/3951 E., 2015/32981 K.

            “ Sanığın kullanma sınırları içindeki 54,6 gramdan ibaret suç konusu esrarı kullanmak için T.. İlçesinden temin ederek ikamet ettiği İ..’e dönerken yakalandığına ilişkin savunmasının aksine, satacağına veya başkasına vereceğine ilişkin, soyut ihbar dışında, kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, sabit olan fiilinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması …. “

Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2015/15000 E., 2016/781 K.

            “ Evinde yapılan arama sonucu bir dolap içinde toplamda 23 paket içinde 51 gramdan ibaret esrar bulunması nedeniyle, satmak için bulundurduğu gerekçesiyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan davada tüm aşamalarda suç konusu esrarı satmak için değil, kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanığın savunmasının aksine, muhbirin soyut ihbarı dışında delil bulunmadığı, sanığın eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun niteliği yanlış belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulması…”

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2008/15703 K. 2009/7806 T. 28.4.2009

             “Sanığın evinde yakalanan net 203 gram esrarın ele geçiriliş biçimi ve miktarı dikkate alındığında, savunmasının aksine suça konu esrarı satmak amacıyla bulundurduğuna ilişkin soyut ihbardan başka şüpheden uzak, yeterli, kesin, inandırıcı delil bulunmadığı ve sanığın tek olan fiilinin bütünüyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması”

 

8-            SONUÇ OLARAK

              Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında “Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri kuşkudan sanığın yararlanması ilkesidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesi için suçun kuşkuya yer olmayacak şekilde ispat edilmiş olması gerekir. Kuşkulu ve aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet kurulamaz. Ceza mahkumiyeti ihtimallere değil kesin ve açık ispata dayanmalıdır. İspat teorik de olsa hiç bir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında, mahkumiyet büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçmenin tek yolu budur.” şeklinde ifade edilmiştir.

               Tüm bu nedenlerle kanaatimizce tanık …… soyut beyanları dışında müvekkilin atılı suçu işlediğine dair dosyada hiçbir somut delil yoktur.

                Müvekkil, geçmişinde uyuşturucu madde kullanmış ancak, kesinlikle satış yapmamıştır. Evli ve çocuk sahibidir. Geçimini İŞKUR aracılığıyla çeşitli kurum ve kuruluşlarda çalışarak sağlamaktadır. En son …….. hizmetli olarak çalışmaktaydı. Çalıştığı kurumlarda işini her zaman iyi bir şekilde ifa etmiş, örnek gösterilen bir kişiliktir.

                  Görüldüğü gibi müvekkil asgari ücrete kamu kurumlarında çalışan biridir. Uyuştucu madde ticareti yapan birisinin böyle bir işte çalışması ve bu halde olması mümkün müdür?  Bu durum dahi müvekkilin madde ticaretiyle uğraşmadığını göstermektedir. Müvekkilin kaçmasını gösterecek her hangi bir durum yoktur ve delillerde toplanmıştır.

HUKUKİ NEDENLER: TCK, CMK ve ilgili mevzuat ile yüksek yargı içtihatları, doktrin

 

DELİLLER: Tanıklarımız:

İSTEM VE SONUÇ: Yukarıda izah ettiğimiz gerekçe ve resen gözetilecek nedenler birlikte değerlendirilerek; YEREL MAHKEME KARARININ KALDIRILARAK DAVANIN İSTİNAF MAHKEMESİNDE YENİDEN GÖRÜLMESİNE ve BERAAT kararı verilmesine, ceza davasının istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, HÜKMÜN BOZULMASINA VE DOSYANIN YENİDEN KARAR VERİLMEK ÜZERE YEREL MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİNE Karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. ../../2017

                                                                                        Sanık …..  Müdafii

                                                                                            Av. Okan DEMİR

 

EKLER:

1-            ……

2-            ….

 

Ceza İstinaf Dilekçesi-Avukat

Ceza avukatı olarak, Ceza İstinaf dilekçesi hazırlanması veya vekil sıfatıyla istinaf mahkemesine başvuru konusunda Ankara’da avukatlık hizmeti vermekteyiz. Bize iletişim sayfamızdan ulaşabilirsiniz.